Atlas Cinayeti Bağlamında; Türkiye’de Genç Şiddeti, Cezasızlık Algısı ve Önleyici Sosyal Politika Modeli
1. Sorunun Tanımı
Atlas isimli 17 yaşındaki bir gencin, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından “neden yan baktın” gibi son derece sıradan bir gerekçeyle öldürülmesi; yalnızca bireysel bir suç değil, toplumsal bir kırılmanın göstergesidir. Olayın ardından failin pişkin tavırları ve çevresinin sosyal medyada mağdur aileyi hedef alan tehditleri, üç temel sorunu derinlemesine görünür kılmıştır:
1.1. Şiddetin normalleşmesi:
- Fiziksel şiddet, gençler arasında uç bir davranış olmaktan çıkıp, anlaşmazlık çözmenin “olağan” bir yolu gibi algılanmaya başlamıştır.
- Küçük bir sözlü gerilim bile ölümcül sonuçlara varabilecek bir tepkiyi tetikleyebilmektedir.
- Şiddet, toplumda artık şaşkınlık değil, kanıksama yaratmaktadır.
1.2. Cezasızlık algısının derinleşmesi:
- Toplumda, özellikle çocuk yaştaki faillerin yeterince cezalandırılmadığı düşüncesi yaygındır.
- Bu algı, hem mağdur yakınlarında öfkeyi artırmakta hem de potansiyel faillerde “nasıl olsa ciddi bir sonuç olmaz” düşüncesini pekiştirmektedir.
1.3. Toplumsal güven ve vicdanın aşınması:
- İnsanlar, devlete ve adalet sistemine olan güvenini yitirdikçe kendi adaletini arama eğilimine girmektedir.
- Bu durum, toplumu daha çatışmalı, daha güvensiz ve daha parçalı hale getirmektedir.
Bu olay, tekil bir sapma değil; aile, okul, medya ve adalet sistemindeki zayıflıkların birleşik bir sonucudur.
2. Sosyolojik Teşhis (USPUM Çerçevesi)
2.1. Şiddetin Kültürel Normalleşmesi
- Gençler arasında “saygısızlık gördüm = karşılık vermeliyim” şeklinde bir zihniyet yaygınlaşmıştır.
- Bu karşılık, çoğu zaman sözlü değil fiziksel olmaktadır.
- Sosyal medya, dizi ve bazı popüler kültür ürünleri, saldırganlığı güç, cesaret ya da “erkeklik” göstergesi gibi sunmaktadır.
- Böylece şiddet, utanç verici bir davranış olmaktan çıkıp kimi çevrelerde “itibar kazandıran” bir eylem haline gelmiştir.
Sonuç olarak şiddet, istisna değil, seçenek haline gelmiştir.
2.2. Ailede Sınır ve Denetim Boşluğu
- 15 yaşındaki bir çocuğun bıçak taşıyabilmesi, aile içinde yeterli denetim ve rehberlik olmadığını göstermektedir.
- Birçok aile, çocuklarının sosyal çevresini, dijital dünyasını ve günlük davranışlarını yeterince takip etmemektedir.
- Aile, çocuğa hem sevgi veren hem de net sınırlar koyan bir yapı olmaktan uzaklaşmıştır.
- Disiplin yerine ya aşırı serbestlik ya da yalnızca cezaya dayalı sert tutumlar görülmektedir; her ikisi de şiddeti beslemektedir.
2.3. Adalet Algısının Aşınması
- Toplumda “mağdurun sesi duyulmuyor, fail korunuyor” düşüncesi giderek güçlenmektedir.
- Mağdur aileler çoğu zaman yalnız bırakıldığını hissetmektedir.
- Bu durum, vatandaşın devlete olan güvenini zayıflatmakta ve bireysel intikam duygusunu artırmaktadır.
- Eğer adaletin hızlı ve adil işleyeceğine dair inanç güçlendirilmezse, toplumsal huzur kalıcı biçimde zarar görecektir.
2.4. Dijital Şiddetin Gerçek Şiddete Taşması
- Sosyal medyada hakaret, tehdit ve linç kültürü giderek yaygınlaşmaktadır.
- Gençler, dijital ortamda sertleşmeyi normal görmekte ve bunu gerçek hayata taşımaktadır.
- Empati yerine “en sert olan kazanır” anlayışı hakim olmaktadır.
- Böylece ekran başındaki sözlü şiddet, sokaktaki fiziksel şiddeti beslemektedir.
3. USPUM’un Temel İlkesi
USPUM’un yaklaşımı: “Caydırıcı Adalet + Dönüştürücü Sosyal Politika.”
Bu şu anlama gelir:
- Yalnızca cezayı sertleştirmek tek başına çözüm değildir; çünkü cezalandırılmış ama rehabilite edilmemiş gençler daha tehlikeli hale gelebilir.
- Yalnızca eğitim vermek de yeterli değildir; çünkü ağır suç işleyen birinin yaptırımsız kalması adalet duygusunu zedeler.
Bu nedenle ceza ve sosyal politika birlikte, uyumlu ve eş zamanlı yürütülmelidir.
4. Politika Önerileri ( Yol Haritası)
4.1. Ceza ve Adalet Reformu
4.1.1. Çocuk yaştaki ağır şiddet suçları için özel rejim
15–17 yaş aralığında işlenen kasten öldürme suçlarında:
- Uzun süreli kapalı rehabilitasyon programları uygulanmalı, fail sadece cezalandırılmamalı; aynı zamanda yoğun psikolojik müdahaleye tabi tutulmalıdır.
- Zorunlu psikiyatrik değerlendirme ile şiddetin kökeni tespit edilmelidir.
- Fail, şiddet karşıtı programlara katılmalı ve davranış değişimi ölçülmelidir.
- Topluma dönüş sürecinde sıkı denetim mekanizmaları kurulmalıdır.
Amaç: İntikam değil; caydırıcılık + dönüşüm.
4.1.2. Mağdur Odaklı Adalet
Cinayet mağduru ailelere:
- Ücretsiz hukuki destek sağlanmalı, davayı tek başlarına yürütmek zorunda kalmamalıdırlar.
- Psikolojik danışmanlık hizmeti verilerek travma ile baş etmeleri desteklenmelidir.
- Maddi destek fonu oluşturularak ekonomik mağduriyetleri hafifletilmelidir.
Devlet, yalnız faili değil, mağduru da koruyan bir sistem kurmalıdır.
4.2. Okul Politikası (Önleyici Eksen)
4.2.1. Bıçak taşıma konusunda net yaptırım
- Okul çevresinde kesici-delici alet taşıyan öğrencilere karşı caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.
- Aynı zamanda sosyal hizmetler devreye girerek öğrencinin ailesiyle birlikte değerlendirme yapılmalıdır.
- Amaç yalnızca cezalandırmak değil, riski kökten azaltmaktır.
4.2.2. Zorunlu “Duygu Yönetimi ve Çatışma Çözümü” Programı
Her ortaokulda:
- Öfke kontrolü eğitimi verilmeli, öğrenciler duygularını şiddetsiz ifade etmeyi öğrenmelidir.
- Empati geliştiren etkinlikler uygulanmalı, başkasının acısını hissedebilme becerisi kazandırılmalıdır.
- Akran zorbalığıyla mücadele programları zorunlu hale getirilmelidir.
- Arabuluculuk eğitimiyle öğrenciler sorunlarını yetişkine başvurmadan çözebilecek donanıma sahip olmalıdır.
4.3. Aileyi Güçlendiren Politikalar
4.3.1. Riskli ailelere erken müdahale
- Şiddet, ihmal veya denetimsizlik görülen ailelerde sosyal hizmetler proaktif olarak devreye girmelidir.
- Aile ziyaretleri artırılmalı, rehberlik ve destek sunulmalıdır.
- Sorun büyümeden müdahale edilmelidir.
4.3.2. Zorunlu Ebeveynlik Eğitimi
İlkokul–ortaokul döneminde ailelere:
- Sınır koyma ve tutarlı disiplin eğitimi verilmeli, çocuklara nasıl rehberlik edecekleri öğretilmelidir.
- Şiddetsiz disiplin yöntemleri anlatılmalıdır.
- Dijital denetim ve güvenlik konusunda bilinçlendirme yapılmalıdır.
- Ergen psikolojisi hakkında temel eğitim verilmelidir.
4.4. Medya ve Dijital Alanın Düzenlenmesi
- Şiddeti özendiren içeriklere ağır yaptırımlar getirilmelidir.
- Çocuklara yönelik zorunlu dijital etik eğitimi verilmelidir.
- Sosyal medyada açık ölüm tehdidi paylaşanlara hızlı cezai işlem uygulanmalıdır.
Amaç: Dijitali şiddet fabrikası olmaktan çıkarmaktır.
4.5. Mahalle ve Toplumsal Bağın Yeniden İnşası
- Yerel gençlik merkezleri yaygınlaştırılmalıdır.
- Spor, sanat ve mentorluk programları artırılmalıdır.
- Mahalle temelli “güvenli yetişkin” ağları oluşturulmalıdır.
Amaç: Çocuğu sokaktan koparıp topluma bağlamaktır.
5. Beklenen Sonuçlar
Orta vadede:
- Genç şiddetinde belirgin azalma,
- Okul içi zorbalık vakalarında düşüş,
- Mağdur ailelerinin devlete güveninin artması,
- Toplumda adalet duygusunun yeniden güçlenmesi,
- “Uslu çocuk yetiştirenlerin korkularının” azalması beklenmektedir.
6. USPUM’un Rolü
USPUM şu alanlarda koordinatör kurum olabilir:
Araştırma ve İzleme:
- Genç şiddeti, aile krizi ve dijital şiddet raporları üretmek.
Politika Danışmanlığı:
- MEB, Aile ve Sosyal Politikalar ve Adalet Bakanlığı ile ortak çalışmalar yürütmek.
Toplumsal Farkındalık:
- Kamu spotları, sempozyumlar ve eğitim programları düzenlemek.
Pilot Projeler:
- Seçilmiş illerde “Güvenli Gençlik – Güçlü Aile” modeli uygulamak.
7. Sonuç ( Kurumsal Değerlendirme)
Atlas cinayeti bize şunu açıkça göstermiştir:
- Şiddet yalnızca bir güvenlik sorunu değildir; ahlak, aile, eğitim ve adalet krizidir.
- USPUM’un önerdiği model, cezayı adil, aileyi güçlü, dijitali sorumlu, toplumu dayanışmacı kılmayı hedeflemektedir.
Bu bütüncül yaklaşım olmadan kalıcı huzur mümkün değildir.

