FARKINDA OLUNMAYAN İRTİDATLAR

İrtidat; İslâm dininin iki şehadetini; Allah’ın varlık ve birliğini, Hz. Peygamber’in (sav) risaletini tasdik ve ikrardan; İslâm’ın hükümlerine daimî olarak bağlanmayı kabulden sonra söz veya davranışlarla İslâm’ı reddetmektir.[1] Hz. Peygamber’in (sav) beyanına göre ise: “İmandan sonra küfürdür.”[2] Sözlükte, bir şeyden bir başka şeye dönmek anlamına gelen irtidat, terimsel anlamda ise; kişinin İslâm dininden küfre dönmesidir. Bu dönüş ister niyetli olsun ister olmasın fark etmez.[3] Bu tanımda cehli küfrün de mazeret olmayacağını beyan vardır. Yukarıda da açıklandığı gibi, İslâm bir bütündür. Onun hükümlerinden (farzlarından) birini bile inkâr edenin irtidat ettiğine hükmolunur.[4] Kim ki şeriat (İslâm)ın apaçık hükümlerinden birini reddederse, “la ilahe illallah” kelime-i tevhidini iptal etmiş sayılır.[5] Allah’a, peygamberlerine, meleklerine, küfreden bir kişi kesinlikle İslâm dininden çıkmıştır.[6] Abdullah b. Mesud (ra) da “Kur’an Allah’ın kelamıdır. Kim, ondan bir şeyi inkâr ederse Allah’ı inkâr etmiş olur.”[7] diyerek irtidata açıklık getirmiştir. “Kim, Kur’an’ın bir harfini bile inkâr ederse, tamamını inkâr etmiştir.”[8] Sözü de Abdullah b. Mesud’a (ra) aittir. İslâm ulemasının tamamı zaten dinin bir tek bile kati hükmünü reddedenin küfre gireceğinde icma etmişlerdir.
İnsanın, marifeti ne kadar çok olursa küfre karşı da o denli duyarlı olur. Peygamber Efendimiz (sav) marifetle huşu, vera ve takva arasındaki orantıya şu hadisiyle dikkat çekmiştir: “Allah’ın koymuş olduğu hududu (dinî emir ve yasakları; helal-haram sınırını) en iyi bileniniz benim, en takva olanınız da benim.”[9] Bu bilgi ve marifet yoğunluğu Resulullah’ı (sav), namazların arkasından şöyle bir dua etmeye sevk etmiştir: “Ey Allah’ım! Kâfirlikten, fakirlikten ve kabir azabından sana sığınırım.”[10] Allah’a (cc) sığınılması gereken kâfirlik veya İslâm’dan sonra küfre dönüş dediğimiz irtidat durumu, kelime-i tevhidi bozan bir hâldir. Tevhidi ifsat eden bu durumları ne kadar iyi bilirsek imanımızı da o denli korumuş oluruz.
Şehadeti / Kelime-i Tevhidi Bozan ve İrtidata Sebep Olan Şeyler
- Allah’a iman ve ibadette; yaratmada ve emretmede başka varlıkları O’na şirk koşmak. Ulûhiyet ve rububiyete ait vasıfları Allah’tan başka varıklara vermek.
- Allah ile kendi arasına putları aracı koymak ve onlardan yardım talebinde bulunmak. Putların şefaatini ummak. Aracı varlıklar putlar olduğu gibi putlaştırılan insanlar; din büyükleri, kanaat önderleri, sözde âlimler, krallar ve şefler de olabilirler.
- Müşriklerin kâfir olmadıklarına inanmak veya onların küfürlerinden şüphe etmek; gidişatlarını doğru ve hak kabul etmek. Müslümana Kâfir demek ne kadar itikadi hata içerirse kâfire Müslüman demek de o kadar yanlıştır. Kâfirliği müsellem ve kesin olan birisine hangi ideolojiden veya siyasi görüşten olursa olsun Müslüman denilemez.
- Hz. Peygamber’in (sav) getirdiği hayat tarzından başka bir hayat tarzını daha sahih kabul edip başkalarının verdiği hükümleri Resulullah’ın (sav) hükümlerinden güzel görmek. Tağutların hükmünü Allah’ın (cc) hükmüne tercih etmek. İslâm’ın dışındaki bir dünya görüşünün insanlık için daha iyi olacağına inanmak küfürdür.
- Hz. Peygamber’in (sav) getirmiş olduğu dinî emirleri yaşasa bile, O’nun getirmiş olduğu dinî hükümlerden herhangi birine kin duymak. Ticaretle uğraşıp faiz yasağını inkâr etmek, modayla çatışıyor diye tesettür emrini beğenmemek, modern hukuk kurallarını tercih edip İslâm fıkhını ilkel bulmak bu tür örneklerdendir.
- Hz. Peygamber’in (sav) insanlığa tebliğ ettiği din ile veya bu dinin belirlediği sevap ve ikap ile alay etmek. Dinin kurucusu Allah Teâlâ’dır. Allah’ın emirleri ve dini hükümler şakaya, alaya ve espriye konu olmayacak kadar ulvidir. Dini hafife Almak Yüce Allah’a hakarettir. Bir Müslümanın imanını kaybetmemesi için en çok dikkat etmesi gereken hususlardan biridir.
- Müslümanların aleyhine olarak kâfirlere yardım etmek. Müslümanın aleyhine olarak kâfirlere yardım etmek Kur’an’ın ve sünnetin ruhuna aykırı bir durumdur. Bilakis kâfirlerin veli edinilmeyeceği ve Müslümanların aleyhine olarak onlara yardım edilmeyeceğine dair yüzlerce ayet vardır. Kâfirlerin küfürlerini bile bile Müslümanlar aleyhine onlara yardım etmek küfürdür. Halkı Müslüman ülkelerin petrol zengini kralları bu hakikatlere iman etseler ve ayetleri içselleştirselerdi ümmetin paralarıyla Siyonist güdümlü Amerikan ve Batı emperyalizmine destek olmazlardı.
- Bazı insanların, Hz. Peygamber’in (sav) getirmiş olduğu dinden çıkmalarında veya bu dine tabi olmamalarında bir sakınca olmadığına inanmak. Bu şekliyle tam bir sapıklık olan bu görüş sahipleri esasında, bazı insanlardan şerî/dini tekliflerin kalktığını iddia etmişlerdir. Müslüman olduğunu söyleyen biri şerî tekliflerle mükelleftir. Sebepsiz tekliflerin kalktığına inanmak küfürdür. Allah’ın en kıymetli ve sevgili kulu Hz. Muhammed (sav) ayakları şişene kadar namaz kılıp tüm ömrünü cihadla geçirdiğine göre herhangi bir kimseden dini teklifin kaltığını iddia etmek küfürdür.
- Sihir yapmanın veya yaptırmanın meşru/helal olduğunu kabul etmek. İslâm’a göre kişiyi helak edecek en büyük günahlardan olan sihir, kaçınılması gereken bir afettir. Toplumdaki alaki ve soyal dokuyu yıkan bir cürümdür. Müslümanların sihre ve sihirbazlara karşı nebevi bir duruş sergilemeleri imanlarının gereğidir.
- Bile bile Allah’ın (cc) dininden yüz çevirmek, dini öğrenmemek ve onunla amel etmemek.[11] Daha açık bir ifadeyle pozitivizm başta olmak üzere felsefi mekteplerin ve ideolojilerin etkisinde kalarak dinin önemini kaybettiğine inanmak. İnsan ve onun düşüncelerinden daha aşkın bir şey kabul etmemek. Bu batıl inancın neticesinde özellikle dinin hayatın genişlik alanındaki hükümlerini reddedip insanı tanrılaştırmak.
Yukarıda sayılan on hususun her birisi ile ilgili ayetler olmasına rağmen, bu ayetleri konuyu daha da uzatmamak için çalışmamıza almadık. Fakat şunu unutmamak gerekir ki irtidat, dinde aşırılıktır. Bu aşırılık ya dinin özüne bir şeyler katmakla veya içerisinden bir şeyler çıkarmakla olur. Kısacası irtidat, bir yönüyle de dini tahrif etmektir.[12] Böyle bir aşırılığa müptela olarak tevhidî çizgiden ayrılıp Yahudileşen ve Hıristiyanlaşan insanlar gibi olmamak için, Hz. Muhammed (sav), ümmetini şu önemli buyruğu ile uyarmıştır: “Ey İnsanlar! Sizi, dinde aşırı gitmekten sakındırırım. Sizden önceki ümmetler, dinlerindeki aşırılıkları nedeniyle helak oldular.”[13] Hatta Hz. Peygamber (sav), Müslümanları etkilerler de onların din değiştirmelerine neden olurlar endişesi ile kâfirlerle aynı yerde mesken tutmayı bile yasaklamıştır.[14] “İslâm’ın halkalarının teker teker koptuğu bir zamanda”[15] insanlar karanlık geceler gibi fitnelerle karşı karşıyadır. Bu fitne günlerini Resulullah (sav) şöyle tasvir etmiştir: “Kişinin bedeninin ölmesi gibi kalbi de ölecektir. İnsan mü’min olarak sabahlayıp akşama kâfir olarak ulaşacaktır. Mü’min olarak akşamlayıp sabaha kâfir çıkacaktır. O günde insanlar dinlerini ve şahsiyetlerini az bir dünyalık karşılığında satacaklardır.”[16] Toplu irtidat da diyebileceğimiz bu durumu Hz. Peygamber (sav), Nasr Suresi nazil olduğunda, sureyi okuduktan sonra şu açıklamayı yaparak izah etmiştir: “İnsanlar bölük bölük İslâm’a girdiği gibi, öyle bir zaman gelecek ki bölük bölük de dinden çıkacaklardır.”[17]
Kitlesel bir irtidata karşı tüm mü’minlerin teyakkuz hâlinde olmaları gerekir. Bu teyakkuz hâlini yakalayabilmek için de Müslümanlar için itikadi tehlike olan şeyler nelerdir bunları iyi bilmek gerekir.
[1] Cezeri, Kitab’u-l Fıkh ala mezahib’i-l Erbea, V / 422.
[2] Heysemî, Mecmau’z Zevaid, VI / 261.
[3] Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî ve Edilletuh, VI / 183.
[4] Cezeri, age., V / 432.
[5] Serahsi, Usül, I / 73.
[6] Cezeri, age., VI / 184.
[7] İbni Hanbel, Kitâbü’s-Sünne, h. no: 115, s. 27.
[8] İbni Hemmam, Musannef, h. no: 15946, VIII / 422.
[9] Mâlik, Muvatta, 18,Sıyam, 5, h. no: 13, I / 292.
[10] İbni Hemmam, Musannef, VII / 19.
[11] Bak: İbni Abdulmuhsin, Fıkh’u-l Ed’ıye, s.194-195.
[12] Bak: Nisa 4 / 171; Maide 5 / 77.
[13] İbni Mace, Menasik, 63, h. no: 3029, II / 1008.
[14] Bak: Buharî, Edebü’l-Müfred, II / 35; Suyûtî, Camiu’s-Sagir, h. no: 9997, II / 580.
[15] İbni Hanbel, Müsned, IV / 227.
[16] Age., III / 452.
[17] Darimi, Mukaddime, 14, s. 14; Heysemî, Mecmau’z Zevaid, c.VII, s. 281.
Mehmet Sürmeli

