Kriz Zamanlarında Stratejik Düşünmek…
Stratejik düşünme, uzun vadeli hedeflere ulaşmak, gelecekteki fırsatları görmek ve riskleri yönetmek için ‘büyük resmi’ anlama ve akıl yürütme becerisidir. Bu beceriyi gösterecek bir entelektüel havzan yoksa Kriz Zamanlarında sorun yaşar ve gereken önlemleri önceden alamadığın için zarara uğrarsın… Bu zararın az veya çok oluşu ise tamamen yönetici tabakasının akli muhakemesine dayalı olduğu da açık bir olgudur. İşte bir ülke, devlet, iktidar ve halk, eğer kendi içinden stratejik düşünecek bir kadroyu inşa edemezse sorunsal alan giderek büyüyecek ve yıkıma neden olacak bir potansiyelin varlığını kaçınılmaz kılacaktır.
Özellikle entelektüel çevre; stratejik düşünme, bütüncül bir bakışa sahip olma, resmin tamamını görme basireti ve çözüme odaklı makul ve mantıklı ama cesaret isteyen adımların atılmasını sağlama konusunda bir yol göstericilik olgusu taşımak zorundadır. Yoksa geride ne millet, ne devlet ve ne ülke kalır!
Stratejik Düşünmenin Temel Özellikleri…
Uzun vade: sadece bugünü değil, gelecekteki yılları da planlar. Bu noktada yıllık, beş yıllık, on yıllık, yirmi beş yıllık ve elli yıllık planlar gibi yüz yıllık hedefler de gözetilmelidir. Her beş yılda bir planlar gözden geçirilir ve yeniden düzenlenmesi gerekiyorsa o düzenlemenin yapılmasını sağlamak esasa taalluk eder.
Büyük resim: olayların ve parçaların birbirini etkilediğini görür. Bu noktada yaratıcı muhayyilenin varlığı esastır. Entelektüel zemin yaratıcı tahayyül ile parça ile bütün ilişkisini ve geleceğin öngörülebilir özelliklerini ortaya çıkartarak geleceği belirginleştirmeye yönelir.
Fırsat ve Risk: belirsizlikler içinde doğru hamleleri hesaplar. Aslında belirsizlikler, bazen bilerek ortaya çıkartılır. O zaman perde gerisindeki olguları dikkatten kaçırmadan neler olup biteceğini doğru bir şekilde okuyarak ona göre hamleler yapılmasına zemin oluşturur.
Sorgulama: Bunu neden yapıyoruz? Bu soru üzerine kafa yorar ve mevcut durumun dışına çıkmayı başarabilecek bir hamleye kapı aralar. Sorgulama, içerden ve dışarıdan olabilecek hamleleri önceden görmek açısından kaçınılmaz bir olgudur. Sorgulamanın doğru yapılabilmesinin düşünsel zemini de bir o kadar önemli ve hayati bir meseledir. Hem bütünlüğü görmek hem parçalar arasındaki hiyerarşik yapıyı keşfetmek ve hem de bütünlüğün parça için ehemmiyetini dikkate alarak yeni bütünlüğü hesaba katan parça adımlar atabilmenin zeminini inşa edebilmek şarttır.
Fakat bütün bu süreçleri doğru bir şekilde yürütebilmek için gereken temel adım; Bütünlüğü sağlayan ve resmin bütününü işaret eden Dünya Görüşünü doğru okumak ve anlam esasa taalluk eder. Dünya Görüşü ve onun ürettiği bilgi/epistemolojik yapı tam olarak anlaşılmadan olup bitenleri doğru okumak zorlaşarak sorunsallığı çoğaltır. O yüzden, hem Dünya görüşünü ve hem de bu Dünya görüşü arkasına sığınan bir Külli Akıl söz konusu ise onu da doğru bir okumaya tabi kılmak meselenin doğru bir zeminde çözüme kavuşturulmasını sağlama konusunda önemli bir ayrıcalık sağlar.
İçerde de karşı hamleler yapılırken, kamuoyu desteğini elde tutmak ve onu gerektiği zeminde harekete geçirmekte asli bir sorumluluk olarak önlerinde durmaktadır. Bu asli hüviyeti yerine getirmek için ülkenin ve halkın üzerinde uzlaştığı bir ‘Dünya Görüşü’ şarttır. Bu dünya görüşü hamlelerin yerli yerinde ve doğru zemin ve zamanda işlevselliğe kavuşturulması elzemdir. Salt politik birlik yeterli olmayabilir. Ki son yüz yıllık süreçte bu ülkede bunun acımasız hallerini yaşadık birlikte… O yüzden her ülke ve devlet, politik olarak güçlü irade sahibi, kültür ve halk ile barışıklık anlamında ciddi bir zemine sahip olmayı olmazsa olmaz olarak kabul edip, birlikte var olunacak bir bakışı inşa etmeyi zorunlu kılar.
Mevcut durumda sürekli yaşanan siyasal gerilimlerin hamle yeteneğini ciddi bir zaafa uğrattığını gözlemlemeye devam ediyoruz. Halk ile bütünleşmiş her hamle, siyasi, askeri, iktisadi ve sosyal olarak başarılı olmaya yazgılı olacaktır. Bu yüzden içinde yaşadığımız Krizin en önemli enstrümanının ‘Anlam’ krizi olduğunu dikkatten kaçırmadan bugün yaşanan durumun belirli bir ‘Güc’ü inşa edemediğini de idrak edebilmeliyiz. Dünya Görüşünü kaybeden iktidarların ciddi bir zaafa taşındığını son ABD ve Avrupa iktidarlarının düştüğü duruma bakarak anlamlandırabiliriz.
Salt ülkemizde değil, Dünyada da büyük bir anlam krizi yaşanmaktadır. Ve asli mesele, bu anlam krizi üzerinden yeni bir dünyaya yönelik hamleleri peş peşe atmaya devam etmektedirler. Bourdrillard’ın ifadesi ile sanal âlem ve Şov dünyasının bütün dünyayı sarmasını sağlamaya matuf hamleleri bugün rahatlıkla gözlemlenebilir olmaktadır. Bir şeyin üstünü örtmek için yeni bir meşgale çıkartarak yeni hamlelere kapı aralanabilinmektedir. ABD, Rusya, İsrail, Ukrayna, Gazze, Suriye, Bangladeş, Pakistan Hindistan savaşı ve benzeri birçok olay tehlikesini sürdürerek devam ederken, tam bir galibiyet ve mağlubiyet yaşanmadan sürmektedir. Bir taraftan insan sonrası için hazırlıklar yapılırken, diğer taraftan da manevi olanı dışlayan yeni videolar ile insanın tanrısallaştığını ve güçlü olduğunu göstermektedirler. Ama ortada tam bir kaos varken, yeni bir ahlaki yapının inşası da mümkün görünmemektedir.
İşte resmin büyüğü krizin çözümünün istenmediğini, yeni krizlerin kapısının aralanacağını ve insan nesli yerine yeni bir robotik neslin varlığının istendiğini dikkate alarak bu sorunu çözüme kavuşturacak bir Dünya Görüşünün ekseninde çözüm arayışı kendini zorunlu olarak dayatmaktadır. Batı ve değerleri iflas etmiştir. Doğu ise bir anlam dizgesi üretecek değerleri inşa etmekte zayıf kalmaktadır. İslam Dünyası ise sahip olduğu çok kıymetli İslam dinini doğru zeminde inşa edememenin sorunlarını yaşamaya devam etmektedir. Stratejik olarak ilk adımın nerede atılması gerektiğini ve hangi hamle ile devlet millet bütünleşmesini sağlama konusunda güçlü olacağına karar verebilecek bir entelektüel havza inşa edilmelidir. Var ise bunu hayata geçirmek için gereken adımların atılmasını sağlamakta yarar var.
Stratejik düşünmek, sadece batılı stratejistlere bırakılamayacak kadar önemli bir olgudur. Türkiye gibi bir ülke; tarihsel derinliği olan bir siyasal geçmişe sahip bir yapı, nelerin olup bittiği konusunda gereken çalışmaların yapılması gerektiğini bilmeli ve ona göre bir hareketi başlatmakta geri durmamalıdır.
Bu noktada elit bir entelektüel yapı ve onun kurulması ile muhafazası da önemini açık bir şekilde göstermektedir. Kafası çalışan, olup biteni anlama çabası içinde olan entelektüel bir yapı ortaklaşa bir bakış üzerinden doğru koordinatlara sahip olarak hem devleti ve hem milleti kurtarma operasyonunda başrol oynamalıdır. Sadece askeri güç, siyasal güç ve ekonomik güç ile bu mesele çözüme kavuşturulamaz! Sağcısı, solcusu ve İslamcısı ile Muhafazakârı, Milliyetçisi ile ortak yeni bir payda üzerinden ittifak kurulup, geçmişteki çatışma alanlarını geride bırakarak yeni bir yolculuğu ve salt kendisini değil dünyayı da kurtaracak bir misyonu/hedefi ilke edinmeyi zaruret olarak görüp harekete geçirilmelidir.
