YÜRÜYÜŞÜMÜZ İÇERİSİNDE İSLAMCILIK, FONKSİYONU VE GELECEĞİ  -II-

Müslümanların tarihi akışları içerisinde zorunlu olarak ortaya çıkıp büyük fonksiyonlar icra eden İslamcılık dünya görüşünü seçip benimseyenlere ‘İslamcı’ denir.

Her İslamcı, hayatında İslam’ı yaşayan Mücahit Müslümandır ya da öyle olmak durumundadır. Diğer bir deyişle İslamcı, ömrünü ‘İslami cihada’ göre ayarlayan ve ona göre yaşayan insandır. Ancak realitede her Müslüman İslamcı olamamış daha sade bir mümin olarak yaşamak istemiştir.

Bir Müslümanın İslamcı olup olmaması konusu, Müslümanlar arasında bir yönelim ve seçme konusudur. Ancak herkes yapıp ettiklerinden yahut yapmayıp ertelediklerinden Allah’a karşı sorumludur. Nitekim Nisa suresi 95. Ayette şöyle buyurulur: ‘Müminlerden özür sahibi olmaksızın oturanlarla Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, oturanlardan üstün kıldı’.

Tarihe ve günümüze baktığımızda İslamcılığın, içerisinde İslami ekolleri, cemaatleri, tarikatları, STK’ları ve siyasal partileri barındırdığını, onlara bütüncül İslami anlayış, yaklaşım ve yönelimini kazandırarak onlarla yol yürüdüğünü görürüz.

 

     3- Üç dönemin (Peygamberler, İslam Devletleri ve İslamcılığın) Ortak Özellikleri:

 

Hem Peygamberler döneminin hem İslam devletleri döneminin hayat nizamı olan İslam hem de O’na bütünsel yaklaşım anlamındaki İslamcılık, kendi içinde hem teoriyi hem de pratiği taşır. Ancak ilk ikisi hem bütün kötülüklere/münkere karşı direnişi hem de hayatın her alanında iyilikleri/marufu yayma ve yaşamayı organizeyi esas umde olarak almışlardır.

Tıpkı Peygamberler ve İslam devletleri dönemlerinde olduğu gibi İslamcılık’ta da teorik olarak İslam’ın bütününe sahip çıkma, anlama, yaşama, yayma ve hâkim kılma esastır. Bununla beraber İslamcılık çok büyük ölçüde direnişi ama şanlı bir direnişi organize etmiştir. Çünkü İslamcılık, toplumsal hayatın bölümlerini (eğitim, hukuk, ekonomi, siyaset vb) düzenleyecek bir araca, bir erk’e daha doğrusu bir devlete hiçbir zaman sahip olamamıştır.

 

         4- İslamcılığın Fonksiyonu:

 

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi İslamcılık aha çok direnişi esas alan bir dünya görüşüdür. Nitekim Kurtuluş Savaşımızda Anadolu’da, Osmanlı coğrafyasında, Hindistan-Pakistan bölgesinde, Ortadoğu’da, Çin’de, Afrika’da, son 60-70 yıldır Bosna’da, ülkemizde ve son iki asırda küfre karşı direnişin olduğu her yerde İslamcıları önde görürüz. Kuramdan uygulamaya dünyadaki bütün İslami direniş hareketlerini büyük ölçüde İslamcılar organize etmiş ve yürütmüşlerdir. Bugün asrın direnişi olarak tarihe geçecek olan Gazze ve Suriye direnişi de yine önde olan İslamcıların diğer Müslümanlarla birlikte ortaya koymuş olduğu şanlı bir direniştir.

Eğer dünyada İslamcılar olmasaydı seküler, materyalist, zalim ve sömürgeci Batı’nın işi daha da kolay olurdu. Emperyalist Batı’ya geçit vermeyen, onların kirli emellerine ulaşmalarını engelleyen İslamcılardır.

Bugün de öyle, eğer Türkiye ve eğer Ak Parti, özellikle de Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yönetimde olmasaydı, bölgemizde şimdiye kadar her şey tıpkı 20. Yüzyılın başlangıcında olduğu gibi emperyalizmin istediği şekilde olur biterdi.

 

       5- İslamcılığın Geleceği:

 

Son iki asırda yıkılış, kurtuluş ve yeniden varoluş mücadelesi veren İslam dünyasının bu dönemine göre geliştirilmiş olan İslamcılık, çok önemli hizmetler vermiş ve kendisinden beklenen fonksiyonu yerine getirmiştir. Yaptığı güzel icraatlarla bu dönemin zulmüne, sömürüsüne ve küfrüne karşı yerel ve evrensel İslami direnişi organize ettiği gibi, sonraki nesillere de önemli bir miras bırakmıştır. İnşaallah olmaz ama ileriki asırlarda Müslümanlar yeniden direniş durumuna düşerlerse, atalarının 19-21. asırlarda yaptıklarından çok büyük ölçüde yararlanma imkânları olacaktır.

Bugün artık Müslümanların büyük ölçüde sadece direniş dönemini tamamlamış, ümmet olarak hem direniş hem de aksiyon dönemine geçmekte oldukları kanaatindeyim. Yani artık insanın varlıklar arasındaki sorumluluk ve onuruna yakışır yeni bir dünya kurma, bütün hayatı o sorumluluk ve onur çerçevesindeki anlayışa kısaca İSLAM’A göre düzenleme dönemine girmeye başladıklarını düşünüyorum. Bu dönemin teorisi ve pratiği, bir bütün halinde İslam’ın temel kaynakları, medeniyet değerlerimiz ve bu çağın doğru bilgileri esas alınarak çıkarılacaktır. Onu da inşallah İstanbul Medeniyeti Projesi’nde bulacağız.

Rabbim yar yardımcımız olsun.

Prof. Dr. Ömer ÖZYILMAZ

Erzurum Yüksek İslam Enstitüsü mezunudur. Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Master ve Doktora yapmıştır. Erzurum Şair Nef'i Ortaokulu, Hınıs, Pasinler ve Erzurum Atatürk Liseleri Öğretmenliği, Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevliliği, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Eğitim Bilimleri ve İslam Eğitimi Öğretim Üyeliği, Özel Sektörde Genel Müdürlük, Yazarlık, TBMM XX. ve XXII. Dönem Erzurum Milletvekilliği yapmıştır. Evli ve üç çocuk babasıdır.



Yazar: Prof. Dr. Ömer ÖZYILMAZ
Erzurum Yüksek İslam Enstitüsü mezunudur. Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Master ve Doktora yapmıştır. Erzurum Şair Nef'i Ortaokulu, Hınıs, Pasinler ve Erzurum Atatürk Liseleri Öğretmenliği, Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevliliği, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Eğitim Bilimleri ve İslam Eğitimi Öğretim Üyeliği, Özel Sektörde Genel Müdürlük, Yazarlık, TBMM XX. ve XXII. Dönem Erzurum Milletvekilliği yapmıştır. Evli ve üç çocuk babasıdır.