Bir İnsanın Yolculuğu…

İnsan bir yolcudur. Yeryüzüne indirilmiştir. Doğumu ile başlayan yolculuk, ölümü ile hitama geçici olarak ererken, yeni bir yolculuğun ilk basamağına doğru bir yürüyüşü de başlatmış olmaktadır.

İnsan ile birlikte her şey bir yolculuğun hikâyesi içinde yerini almaktadır. Zaman bir yolculuk olarak tezahür etmektedir. Hayat, süreklileşen bir yolculuğu tezahür etmektedir. Mekân, sürekli bir değişimi içermekten kurtulamamaktadır. İnsanların kahır ekseriyeti birden fazla mekân değişimine uğramaktadır. Yapıp ettiğimiz her şey bir yolculuğun izlerini taşımaya devam etmektedir. Ticaret, siyaset, bilgi süreçleri de bir yolculuğun dayanılmaz cazibesine katlanarak yürüyüşünü sürdürmektedir. Özellikle karakter oluşumu da bir yolculuğu içermektedir. Kişinin kişisel gelişim dinamikleri bir yolculuğu taşımaya devam etmektedir. Şahsiyetin inşası da bir yolculuk serüvenine dayanmaktadır.

Her olay, olgu, durum ve tavrın değişken karakteri yolculuğun emareleri olarak öne çıkmaktadır. Modern dönemde, siyaset, sosyal ve sivil kurumlarda dâhil her şey bir yolculuğun emaresine sahiptir. Bu yolculuğu hazır olarak başlatmak ile hazırlıksız yakalanmak arasındaki farkı çoğu kişi kendi tecrübesinden bilecektir.

Madem bir yolcuyuz. O zaman buraya çakılı kalmanın anlamsızlığını bilerek bir yolcu gibi davranmayı öncelemeliyiz. Çünkü kalıcı biri gibi hareket etmeye başlandığı andan itibaren yolculuk duraklamakta ve sorunlar kümesi öne çıkmaya başlamaktadır. Peygamber (as) güzel bir örneği var: Dünya hayatı yolculuk esnasında bir su başında verdiğiniz molaya benzer. Eğer, moladan sonra yola çıkacağını bilen biri hareket edersen, orada fazla oyalanmaya ve yolculuk esnasında kullanman gereken şeyleri orada bitirmeye yeltenmezsin, örneğin; birkaç saat kalacağın bir yere şöyle güzel ev/malikâne yapayım derken, düdük çalar ve sen yola koyulduğunda bütün çaban boşa gittiği gibi yolcululuğuna halel getirmiş olursun. Mesele, yolcu olduğunu unutmadan mola yerinde ona göre davranarak gereken şeyi yapabilecek hazırlığı taşımaya devam etmeye istekli olmaktır.

İnsani tecrübe de aslında insanın yeryüzünde bir yolcu olduğunu işaret etmektedir. Ama insan bu imtihan oluşu üzerinden bazen unutkanlığı galip gelerek yolculuğunu unutmakta ve dünyaya dalmaktadır. İşte dünyaya dalmak, şahsiyetin yitimine neden olurken, fesadın ayağa kalkmasına neden olmakta ve bir yapı bozumu başlatarak insanların yolculuklarına halel getirmeye başlamaktadır.

Bu sorunu çözmenin yolu; yolculuğunun farkındalığına sahip olmak, bunu bir idrak olarak iradeye dönüştürmek ve ona göre hayatını düzenleyecek bilgiyi bu düzlemde işlevselleştirmeye başlamaktır.

Birincisi, yolculuk; sürekli bir akışı işaret ettiği için gereken değişimin niteliğini doğru algılayarak ona göre hazırlıklı olmak ve sabit bir girişkenliği reddederek kendini dünyaya bağlı kılmanın yollarını red ederek özgürleşmeyi eksene almaktır. Burada özgürleşmek, ilahi olandan özgürleşmek değil, ilahi olana yönelik yolculuğu sahih ve sahici bir şekilde gerçekleştirmek için kendisini duraklatacak dünyevi kaygıları, beklentileri, sevinçleri ve acıları aşarak onlardan azade olarak özgürleşmeye çalışmaktır.

İkincisi, yolculuğun yorucu tabiatını doğru okuyarak, idrak ederek ve ona göre hazırlanarak bu yorgunluğu aşacak bir şeylere sahip olmayı arzulayarak yolculuğu başlatmayı eksene almaktır. İlahi rıza bir insanın, bütün yorgunluğunu aşabilecek bir psikososyal zemin sunacaktır. Bu yüzden tam bir özgürleşme ilahi rıza dışındaki bütün rıza arayışlarını devre dışı bırakarak tam bir teslimiyet ile Allah’a yönelmek ve kulluğunun gereğini yerine getirmeye çalışmaktır. Bu yolculuğun yorucu tabiatını sükûnete ve dinginliğe çevirerek yorulmadan yolculuk yapabilmenin imkânlarını devşirmek anlamına gelecektir.

Üçüncüsü ise; her yolculuğun bir nihai hedefi vardır. Benim yolculuğumun nihai hedefi nedir sorusuna sağlam ve mantıklı bir cevap üreterek o hedefe kilitlenmek ve hedefe ulaşacak enstrümanlara sahip olarak yolculuğu yapmaya çalışmak esasa taalluk edecektir.

Bu çerçevede yoldan çıkmamaya gayret etmek ve ona azami dikkat kesilmek asli bir sorumluluk olarak yolcunun önünde durmaktadır. Yolun tarifi ve yolda ne ile karşılaştığında hangi tepkiyi vereceğinin bilgisi önem arz etmektedir. İşte bu bilgi, sana gönderilmiş ve yolculuk esnasında kazasız belasız bir şekilde hedefe ulaşmanın yolu, yordamı, yöntemi, ilkeleri, ilişkilerin niteliği ve benzeri birçok şeyi sana gönderilmiş ilahi bilgi/vahiy ve onun uygulama örnekliğini göstermiş nübüvvete yönelmek ve onun yol göstericiliğini dikkatten kaçırmamak elzemdir.

Yolculukta ve molalarda arada yoldan çıkmalar ve molayı uzatma isteği bazı musibetleri çağırır. Bunun farkındalığı ehemmiyetlidir. İşte bu yoldan çıkmalar üzerine yeniden yola dönüş bileti olan yapılan yanlışın farkındalığı ve pişmanlığı ile birlikte yanlıştan dönüş yapacak dua ve ameli de asla ihmal etmemek önemlidir. Bu yolculuğu yeniden doğru ve istikamet üzere başlatmanın temelini işaret eder. İnsanın çok değişken ve çok denklemli yapısını dikkate aldığımızda insanın çok daha fazla bir şekilde yola, yolculuğa ve yolculuk esnasında kimler ile yol arkadaşlığı yaptığı da önem kazanmaktadır.

Evet, yolculuk, yorucu olandır. Bu yorucu olduğu zamanlarda insanlar hafızalarına dönerek tezekkür ederler, hatırlarlar, kendilerinin ahdi misakta Allah’a verdikleri sözü hatırlayarak zikre devam ederek yolculuklarını şeytanın ve nefsin ayartılarına karşı korumaya çalışırlar. Bu zikir/hatırlama; hazırlanma ile hitama erdiğinde kişiyi selamete çıkarır.

İnsanın çok boyutlu karakteri yanında yolculuğunun da çok boyutlu olduğunu gözlerden ırak tutmamalıyız. Birden fazla yolculuk yapabilme kapasitesi vardır. Yolculuk içre yolculuklarda mümkündür. Münafıklık, fasıklık ve benzeri yapılarda da görüleceği üzere, nankörlerle iş tutmaya varan boyutlarda yolculuklar yapabilme özelliği görülebilir. İşte bu yolculuğun sıratel müstakim/dosdoğru yol olma hüviyeti esasa taalluk eder.

Kişi, bir yolculuğu yaşamaya başlayacağı zaman bunun varlık ve bilgi zemininde neye tekabül ettiğini doğru idrak etmeli ve anlamalıdır. Her yolculuk kurtuluşa taşımaz! Bu temel gerçekliği hiç akıldan çıkarmadan makul, tutarlı, mantıklı ve gerçeklik ile bağıntısı olan bir yolculuğu anlam dizgesinden bağımsız ele almadan yola revan olmak yolculuğu katlanılabilir hale getirecektir. Vahyin, muttaki kullara hidayet rehberi olduğu gerçeği ise hiç akıllardan çıkarılmamalıdır. İlahi rehberlik, kulun imtihanları tecrübe haline dönüştürerek hidayet üzere ilahi rızaya erişmeye aday ve hedefine ulaşma gayretini samimi çabalarla destekleyerek kendi yaratılışının amacını gerçekleştirme azmini kazanarak Şeytanın bütün vesvese ve yoldan çıkarma çabalarına rağmen ilahi emaneti sorumluluk içinde taşıyarak şeytanın şeytanlaşmasının yanlışlığını ona göstererek Allah’ın kendisinden razı olduğu kullar arasına girmeyi başarmaya zemin oluşturur.